Yazı Detayı
03 Aralık 2017 - Pazar 08:43
 
Trump ABD politikalarından haberdar mı?
Beril DEDEOĞLU
 
 

Britanya’da önce İngiltere isimli aşırı sağcı ve ırkçı bir grup var. Böyle bir yapının herhangi bir Avrupa ülkesinde bulunması şaşırtıcı değil. Ancak örgütün başkan yardımcısı Jayda Fransen’in Twitter hesabının ABD başkanı Trump tarafından takip ediliyor olması şaşırtıcı. Fransen, İslam karşıtlığını körüklemeyi amaçlayan propaganda videolarını Twitter hesabından yayınlayan biri. Trump, bu videolardan bazılarını, çok beğenmiş olmalı ki, kendi resmi Twiter hesabından yayınladı.

 

Videolardan birinde bir Müslüman göçmenin koltuk değnekli bir Hollandalı'yı dövdüğü, bir diğerinde, yine bir Müslüman’ın Hz. Meryem heykelini tahrip ettiği gösteriliyor; başka birinde ise Müslüman biri kendi çocuğunu çatıdan atıp öldürüyor.

 

Bu türden görüntülerin üst üste yayınlaması halinde izleyenler üzerinde ne türden etkiler yaratacağı açık; zaten amaç da bu. Ne yazık ki etkilenenlerden biri ABD Başkanı olmuş. Muhtemelen söz konusu görüntülerde ima edilen içerik ile Trump’ın anlam dünyası arasında fazla bir mesafe bulunmuyor. Ancak burada vahim olan, Trump’ın düşünce yapısından çok, bazı videolar yoluyla başkanın “dolduruşa” getirilebiliyor olması.

 

Her ağızdan başka ses

 

Trump’ın en son kiminleyse onun görüşlerinden etkilendiği iddia ediliyor. Bu doğru ise Amerikalıların işi zor demektir. Ancak bu olumsuzluğun Trump’ı bazı konularda ikna etmek isteyen kişi ve devletler açısından yol gösterici olması mümkün. Demek ki, peşinin hiç bırakılmaması gereken bir lider; sürekli görüşmek, anlatmak, konuşmak bazı konularda sonuç getirebilir.

 

Bununla birlikte, dünyanın en güçlü ülkesinin başkanının yanından en son ayrılanın sözlerini kulağında taşıdığının iddia edilmesi, oldukça sorunlu bir durum. Ayrıca, Trump’ın ABD’nin küresel faaliyetleri hakkında da fazla bilgisi olmadığını gösteren epeyce karine buluyor. Bunun için sadece “Biz neden Suriye’ye girdik, anlamıyorum” ifadesi bile kanıt sayılabilir.

 

Trump, Türkiye ile hiç bu kadar yakın olmamıştık diyor, bir başka yetkili çıkıp Türk-Amerikan ilişkileri tarihteki en krizli günlerinde açıklaması yapıyor. Trump, PYD’ye yardımların kesilmesini öngörüyor; Pentagon tam tersini açıklıyor. Kuzey Kore, sürekli füze denemesi yapıyor; ABD’li yetkililer savaş olasılığının yıkıcılığı ile karşılık verirken Trump, K. Kore devlet başkanına, kısa ve şişman, roket adam ya da hasta köpek yavrusu şeklinde yanıtlar veriyor.

 

Kifayetsizliğin riski

 

Bugün sadece Türkiye’nin değil, dünyadaki tüm devletler açısından ortaya çıkan temel sorun, ABD’yi kimin yönettiği sorusuna tam bir yanıt alınamamasıyla ilgili.

 

Her devlet, yasal ve meşru başkanı muhatap alıyor; bundan daha doğal bir durum yok. Başkan’la yapılan tüm görüşmelerden elde edilen sonuçlara göre de devletler kendileri için bir yol haritası çiziyor. Ancak Başkan’ın kendi sözlerini politikaya dönüştürme olanağının sınırlı olduğu ortaya çıkınca, yol haritaları da sürekli değişiyor.

 

Trump ABD’de iktidar olup muktedir olamamış olabilir. Ancak onun yerine kimin “esas oyuncu” olduğunu görmek de kolay değil. Bir yanda başkan yardımcıları, bir yanda “yakınları”, bir yanda istihbarat kuruluşları, öte yanda Pentagon var. Trump’a iş yaptırmayarak onu tez zamanda koltuğundan etme konusunda ittifak yapmış olabilirler. Ancak Başkan’dan doğacak boşluğun nasıl doldurulacağı konusunda kıyasıya bir iç mücadele olduğu söylenmeli. Dolayısıyla ABD’den söz ederken hangi ABD sorusunu unutmamak ve Trump’ın kendisini kurtarmak için K.Kore’de çılgınlığa kalkışma ihtimalini akılda tutmak gerekiyor.

 
Etiketler: Trump, ABD, politikalarından, haberdar, mı?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Kasım 2017
Rakka’da kirli pazarlık
16 Kasım 2017
Trump’ın Ortadoğu Barış Planı varmış
19 Temmuz 2017
Meğer Katar 'hack'lenmiş
14 Temmuz 2017
Kızgın, üzgün ama gururluyuz
07 Temmuz 2017
En zengin 20 bir araya gelince küresel istikrar sağlanır mı?
30 Haziran 2017
ABD’nin YPG çıkmazı
28 Haziran 2017
G-20 için Alman tipi “önleyici müdahale”
14 Haziran 2017
Katar krizi, bir Suudi Arabistan krizi mi?
09 Haziran 2017
Geleceğini arayan Avrupa
07 Haziran 2017
DEAŞ’ın küresel faaliyetleri
31 Mayıs 2017
PEJAK ve yeni dönem işaretleri
26 Mayıs 2017
Suriye’nin NATO’ya uzanan yolu
05 Nisan 2017
Trump’ın dış politika karineleri
31 Mart 2017
MİT casusluk mu yapıyormuş?
29 Mart 2017
Avrupa’da 'aşırı sağ': Vizyonsuzluğun vizyonu
22 Mart 2017
Almanya’nın üç dileği
17 Mart 2017
Hollanda: Ehveni şerre sevinmek
15 Mart 2017
Avrupa’yla ne yapsak?
28 Aralık 2016
Suriye’de şarta bağlı ateşkes
23 Aralık 2016
Büyükelçi’yi vuran silahı, vurdurana çevirmek mümkün
21 Aralık 2016
Teröre istediğini vermemek
16 Aralık 2016
Şimdi Halep kurtarılmış mı oluyor?
14 Aralık 2016
Hain saldırı zafiyet karinesi
02 Aralık 2016
Halep, Haleplilerden kurtarılıyor
25 Kasım 2016
Türkiye-Kuzey Afrika: İşbirliği fırsatları
23 Kasım 2016
NATO nereye gidiyor?
18 Kasım 2016
Sistemdeki tehlikeli eğilim
16 Kasım 2016
Panarin Sendromu
09 Kasım 2016
ABD ısrarcılığının olası arka planı
26 Ekim 2016
Rusya: “Sana söylüyorum kızım, sen anla gelinim”
21 Ekim 2016
ABD kararsızlığı Avrupa’yı heveslendiriyor
19 Ekim 2016
Musul-Halep hattında DEAŞ’la savaş
14 Ekim 2016
Yeni Lozan’lara doğru
12 Ekim 2016
Rusya-ABD: Eski rejim arayışı
07 Ekim 2016
‘Olağan Üstü Hal’ler
05 Ekim 2016
Macaristan’nın utanç referandumu
30 Eylül 2016
ABD ne istiyor?
28 Eylül 2016
‘Güvenli bölge’ sorunsalı
23 Eylül 2016
AB nereye gidiyor?
16 Eylül 2016
Almanya ile yükselen gerilim
14 Eylül 2016
Bayram temennisi: Çocuklarımız ölmesin
06 Temmuz 2016
Dostlarımızın sayısını arttırıp, düşmanlarımızın sayısını azaltmak
02 Temmuz 2016
Normalleşme süreçleri ve terör
29 Haziran 2016
Yeniden Türkiye-İsrail
24 Haziran 2016
AB’den ayrıl-AB’de kal: “öteki” üzerinden kampanyalar
20 Haziran 2016
Birleşik Krallık Birleşik Avrupa’ya karşı
17 Haziran 2016
Birleşik Krallık Birleşik Avrupa’ya karşı
13 Haziran 2016
PKK eylemleri
10 Mayıs 2016
London's choice
06 Mayıs 2016
Vizesiz Avrupa süreci
Haber Yazılımı